Örgütsel Bağlılık

Örgütsel Bağlılık Kavramsal Boyutu ve Uygulaması

Kavramlar vermek istedikleri düşünceyi ancak onları doğru anladığımız takdirde bize yansıtırlar. Bu durumda elimizde iki kelime bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi “Örgüt” diğeri ise “bağlılık” kelimesidir. Örgüt, aynı amaca hizmet etmek için bir araya gelen kurum ve kişilerin oluşturduğu birlikteliktir. Bağlılık kelimesi bir kişiye, bir topluluğa veya bir düşünceye saygı, sevgi ile duyulan içten yakınlık anlamına gelmektedir. Bu iki kelimeyi bir arada kullandığımızda İnsan Kaynakları alanında kritik bir başarı faktörü olan “Örgütsel Bağlılık” kavramı ortaya çıkmaktadır.

Peki popülerliği git gide artmakta olan bu kavram nedir? Günümüzde çalışan motivasyonunu arttırmak için yapılan uygulamaların bu kavram ile ilgisi nedir? Kurum ve kuruluşlar bu kavrama neden bu kadar önem vermektedir?

Geçmiş bilgilere ve literatüre baktığımızda örgütsel bağlılık ile ilgili öne sürülmüş birçok yaklaşım bulunmaktadır. Nedenlerini incelediğimizde ise kavramın içerisinde farklı farklı disiplinin yer aldığını görmekteyiz. Örgütsel Bağlılık üzerine en çok kabul edilen araştırmayı Meyer ve Allen 1991 yılında yapmıştır. Meyer ve Allen’ ın bağlılık modeline göre 3 temel öge vardır. Duygusal Bağlılık, Devamlılık Bağlılığı ve Normatif bağlılık olarak sıralayabiliriz. Meyer ve Allen kişi ile örgüt arasındaki mevcut ilişkiyi yansıtan psikolojik durumun, çalışanın örgütte kalma ya da örgütten ayrılma niyeti üzerinde etkili olduğunu savunmuştur.

Duygusal Bağlılık kavramını tutumsal bağlılık olarak da açıklayabiliriz. İş gören, kurumun değerleriyle kendi inandığı değerlerin örtüştüğünü gördüğü durumda duygusal olarak içinde bulunduğu kuruma bağlanmaktadır. Duygusal anlamda bağlılığı kuvvetli olan iş görenlerin en temel özelliği kendilerine ihtiyaç duyulduğu için değil de burada bulunmayı kendileri istedikleri için kurumda kalmaya devam ederler.

Devamlılık bağlılığının literatürde kabul görmüş diğer adı “Rasyonel Bağlılıktır”. İş görenin işten ayrıldığı takdirde yaşayacağı maddi manevi sıkıntıları düşünerek çalışmaya devam eder. Rasyonel bağlılık daha çok bireyin kişisel gelişimine olan yatırımlarıyla ilgilidir. Kişiler bu tarz durumlarda içinde bulunduğu örgütün kendisine yaptığı maddi ve manevi yatırımların iyi olduğunu düşünüyorsa rasyonel bağlılık oranı da yükselmektedir. Zorunlu bağlılık ya da kuralcı bağlılık olarak da adlandırılan normatif bağlılık, bireyin örgüt içerisinde kalmasına neden olan zorunluluk düşüncesini ele almaktadır. Söz konusu kavramın olduğu durumlarda çalışan, örgüt içerisinde verilen görevleri yapmayı ve çalışmayı asli görevi olduğunu düşünür. Normatif bağlılıkta, devamlılık bağlılığı kavramında olduğu gibi çalışan işten ayrıldığı takdirde maruz kalacağı maliyetleri düşünür. Minnettarlık hissi kişilerde çok fazladır. Günümüzde değişen, gelişen ve zamanla farklılaşan gereksinimlerden dolayı bireyler iş hayatını, sosyal hayatının tam merkezine koymaktadır. Çalışanlar bu mevcut durumu hayatlarına uydurarak sürekli olarak değişim içerisine girmektedirler. Teknolojinin gelişmesi iş ve sosyal yaşamın birbirine geçmesi ile birlikte çalışanların istekleri giderek artmakta, örgütlerinde bu durumlara ayak uydurması neredeyse zorunlu hale gelmektedir. Örgütler mevcut duruma ayak uyduramadıkları takdirde ciddi problemlerle karşı karşıya kalmakta, özel sektörün zorlukları ile başa çıkamama durumu meydana gelmektedir. Bu durum kurumların faaliyetlerini azaltmasına hatta durdurmasına neden olmaktadır. Bireylerin işini sevmesi ve istekli olması kurum içerisinde başarının bir aşamasıdır. Örgüt içerisinde başarı ortamını yakalamak adına, huzuru sağlamak yönetici ve liderlerin başlıca görevlerindendir. Özel sektör ve kamu sektörü fark etmeksizin, bütün sektörlerde bireyler hızla kurum değiştirmekte, personel iş gücü devri giderek artmaktadır. Yeni personel bulmak git gide zorlaşırken eldeki mevcut personeli kurum içerisinde tutmak önemli kavramlar arasına girmektedir. Örgütler artık mevcut çalışanlarını memnun etmeye öncelik göstermektedir. Bireyler mevcutta bulunduğu örgütlere uyum sağlayıp uzun süreler tecrübe kazanarak devam ederken, kurumlarını terk etmeleri, örgüt açısından maliyet artırıcı ayrıca diğer çalışan bireyler içinde zorlayıcı bir durumdur. Bu gibi nedenlerden dolayı, örgütler çalışanlarının kuruma bağlılıkları üzerine çalışmalar yapmalıdır. Ayrıca örgütsel bağlılıklarını yükseltecek durumları tespit etmeli ve bu unsurların üzerine gitmelidirler.

Örgütsel bağlılık, bağlılığın derecesine göre, kuruma olumlu ya da olumsuz katkılarda bulunabilir. Bireyin örgütün amaçlarına uyum sağlayamaması, örgütün kültürüne ayak uyduramaması gibi durumlarda örgütsel bağlılık azalabilir, azalma sonucunda ise olumsuz yansımalar ve örgütten ayrılma süreci hızlanabilir. Kurum ve kişi çıkarları örtüşmesi durumunda yüksek düzeyde bir bağlılık meydana gelir bu da başarıyı beraberinde getirir.

Örgütsel bağlılığın sonuçlarına ilişkin olarak, davranışsal sonuçların bağlılıkla en güçlü ilişkiler içinde olduğu bulunmuştur. Bunlardan özellikle iş doyumu, güdülenme, katılım ve örgütte kalma arzusu örgütsel bağlılıkla olumlu, iş değiştirme ve devamsızlık ise bağlılıkla olumsuz bir ilişki içerisindedir.

"SERKAN ÖZDEMİR AKADEMİ"